<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru">
<channel>
<title>Karabük Azerbaycanlılar Dayanışma, Kültür ve Sanat Derneği</title>
<link>https://kazder.org/</link>
<description>Karabük Azerbaycanlılar Dayanışma, Kültür ve Sanat Derneği</description><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=18</link>
<author>Admin</author>
<category>Gündem</category>
<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 18:58:37 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>Bir Millet, İki Devlet – Ortak Acımız, Ortak Yaramız</h1></header><p style="text-align:justify;"><img src="https://kazder.org/uploads/posts/2025-11/46715a2526_kazder-news-turkiye.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;"></p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycandan kalkan Türk Silahlı Kuvvetlerine ait C-130 tipi askeri kargo uçağının Azerbaycan-Gürcistan sınırında kazaya uğraması sonucu 20 Türk askerinin şehit olması haberi bizleri derinden yaralamıştır. Şehitlerimize Allahtan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyoruz. Kardeş Türk halkının bu acı gününde dayanışma içerisinde olduğumuzu bir kez daha yineleyerek aziz Türk milletine başsağlı ve taziye dileklerimizi iletiyoruz. <br>Karabük Azerbaycanlılar Dayanışma Kültür ve Sanat Derneği</p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=17</link>
<author>Admin</author>
<category>Gündem</category>
<pubDate>Tue, 25 Feb 2025 12:24:59 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>Hocalı Soykırımı</h1></header><p style="text-align:center;"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-02/1773bf5b21_xocaky.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;border-width:3px;border-style:inset;" class="image-shadows image-padded" width="941" height="710"> </p> <p style="text-align:justify;">Türkiye Büyük Millet Meclisi himayesinde, Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği ve TADİV organizasyonuyla 24.02.2025 tarihinde TBMM de Hocalı Soykırımı anma programı gerçekleştirildi. Programda Azerbaycan Büyükelçisi Raşad MAMADOV ile yanaşı T.C. Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesive TADİV başkanı Prof.Dr. Aygün ATTAR, Türkiye ve Azerbaycan parlamentolararası dostluk grubu başkanı milletvekili Sn. Şamil Ayrım, Türkiye ve Azerbaycan devletleri Kamu Baş Denetçileri (Ombudsman), çeşitli siyasi parti grup başkan vekilleri, sivil toplum örgütü üyeleri iştirak ettiler. Karabük Azerbaycanlılar Dayanışma Kültür ve Sanat Derneği adına başkan olarak şahsım ve genel sekreterimiz Afet RUHAN ARSLAN ve dernek üyelerimizden Mehseti RECEBLİ ile kızlarından oluşan heyetle katılım sağladık. Programda Hocalı da yaşanan vahşetin tekrarlanmaması için hep bir ağızdan Hocalı'yı Unutmadık! Unutturmayacağız! Sloganı duvarlarda yankılandı. Böylesine anlamlı günde İlimizi TBMM de temsil etmekten gurur duyduk.</p> <p><a href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-02/adedce0b89_kazder-1.webp" class="highslide" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-02/thumbs/adedce0b89_kazder-1.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;"></a></p> <p><a href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-02/fa7d09c72f_kazder-2.webp" class="highslide" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-02/thumbs/fa7d09c72f_kazder-2.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;"></a></p> <p><a href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-02/11091e5d61_kazder-3.webp" class="highslide" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-02/thumbs/11091e5d61_kazder-3.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;"></a></p> <p style="text-align:center;"> </p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=16</link>
<author>Admin</author>
<category>Gündem</category>
<pubDate>Sun, 19 Jan 2025 19:13:56 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>TADEF 7. Kongresi İstanbul&#039;da Yapıldı</h1></header><p style="text-align:justify;"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/3864b4da75_kazder-news-turkiye.webp" alt="" class="fr-dib" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;">Karabük Azerbaycanlılar Dayanışma Kültür ve Sanat Derneğinin de (KAZDER) bağlı olduğu Türkiye Azerbaycan Dernekler Federasyonunun (TADEF) 7. Olağan Genel Kurul Toplantısı 17-19 ocak tarihlerinde TRYP by Wyndham Istanbul Basin Ekspres otelinde gerçekleştirildi. KAZDER adına yönetim Kurulu Başkanı Eşgin İsmaylov ve başkan yardımcısı Emil Aliyevin katıldığı toplantıda Azerbaycan Diaspora Bakanı ve Diaspora yetkililerinin yanı sıra ,milletvekili Şamil Ayrım, Bağcılar ilçe kaymakamı Abdullah Uçgun ve belediye başkanı da katıldı. TADEF'e üye olan farklı illerdeki dernek yöneticilerinin hazır bulunduğu toplantıda, saygı duruşu istiklal marşı ve Azerbaycan milli marşı seslendirildi. Akabinde yeni yönetim, denetim ve disiplin kurulları seçimi yapıldı Diaspora alanında faaliyet yürüten bazı isimler devlet madalyasıyla onurlandırılırken, toplantı sonunda Gazi Mustafa Kamal Atatürk ve Milli lider Hqydar Aliyevin büstleri ziyaret edildi. Hatıra fotoğrafları çekildi.</p> <div style="text-align:center;"><div class="dleplyrplayer" style="width:100%;max-width:90%;" theme="light"><video title="watch?v=Su3W5jwVqUs" preload="metadata" controls><source provider="youtube" src="https://www.youtube.com/watch?v=Su3W5jwVqUs"></video></div><br><br><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/f9333305e1_1.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/f9333305e1_1.webp" alt="" class="fr-dib" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;"></a></div> <p style="text-align:center;"><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/6543bc60f1_2.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/6543bc60f1_2.webp" alt="" class="fr-dib"></a></p> <p style="text-align:center;"><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/08cc18c5e9_3.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/08cc18c5e9_3.webp" alt="" class="fr-dib"></a></p> <p style="text-align:center;"><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/b682b40989_4.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/b682b40989_4.webp" alt="" class="fr-dib"></a></p> <p style="text-align:center;"><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/c76f59738f_5.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/c76f59738f_5.webp" alt="" class="fr-dib"></a></p> <p style="text-align:center;"><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/38240b8cd0_6.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/38240b8cd0_6.webp" alt="" class="fr-dib"></a></p> <p style="text-align:center;"><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/a10a923acb_7.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/a10a923acb_7.webp" alt="" class="fr-dib"></a></p> <p style="text-align:center;"><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/e0fdf5742f_8.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/e0fdf5742f_8.webp" alt="" class="fr-dib"></a></p> <p style="text-align:center;"><a class="highslide" href="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/ce0d6bf4e2_9.webp" target="_blank"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2025-01/thumbs/ce0d6bf4e2_9.webp" alt="" class="fr-dib"></a></p> <p style="text-align:center;"></p> <p style="text-align:center;"></p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=14</link>
<author>Admin</author>
<category>Gündem</category>
<pubDate>Tue, 31 Dec 2024 00:00:00 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>Dünya Azerbaycanlılar Dayanışma Günü kutlu olsun</h1></header><p style="text-align:center;"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2024-12/f034a14f92_kazder-31-aralik.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;"> </p> <p style="text-align:justify;">Bugün 31 Aralık Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma Günü. Bugün, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Azerbaycanlılar arasında dayanışma bağlarının oluşmasında önemli rol oynuyor.</p> <div style="text-align:center;"><div class="dleplyrplayer" style="width:100%;max-width:90%;" theme="light"><video title="watch?v=xLctYeJ0YAk" preload="metadata" controls><source provider="youtube" src="https://www.youtube.com/watch?v=xLctYeJ0YAk"></video></div></div> <p style="text-align:justify;"><b>AZERBAYCAN TÜRKLERİ, GÜNEY AZERBAYCAN'DA YAŞAYAN SOYDAŞLARI İÇİN HAREKETE GEÇTİ</b></p> <p style="text-align:justify;">Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma Gününün temeli, 1989 yılının aralık ayı sonunda Nahçıvan'da sınırların (SSCB-İran sınırları) yıkılması sırasında atılmıştır. Kuzey ve Güney Azerbaycan arasındaki sınır karakolları yıkıldı. Bu arada İstanbul'da Türkçe konuşan halkların katıldığı bir konferans düzenlendi. Konferansta ayrıca dünya Azerbaycan Türklerinin dayanışmasının kutlanması kararı alındı. O dönemde Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi Başkanı Haydar Aliyev, 16 Aralık 1991 tarihinde, Azerbaycan halkının önemini dikkate alarak 31 Aralık tarihini Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma Günü ilan etti.</p> <p style="text-align:justify;"><b>DÜNYA AZERBAYCANLILARININ DAYANIŞMA GÜNÜNÜN ORGANİZATÖRÜ AZERBAYCAN HALK CEPHESİDİR</b></p> <p style="text-align:justify;">Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma Gününün yaratıcısı, organizatörü de Azerbaycan Halk Cephesidir. AHC, Azerbaycan Türklerine karşı onurlu görevini yerine getirerek cesur ve tarihi bir adım attı. Azerbaycan Türkleri, Güney Azerbaycan’da yaşayan kardeşlerine kavuşmak için tel sarılı yaranın dikenli çelik telini çekiçle, baltayla ve çıplak elle dağıttı. Güneyden ve kuzeyden yüzbinlerce insan o gün Araz Nehrine doğru yürüdü. Aralarında bir çok önemli isim bulunan Azerbaycan'ın bağımsızlığı için çarpışan, aydınlar yer alıyordu.</p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=15</link>
<author>Admin</author>
<category>Gündem</category>
<pubDate>Fri, 27 Dec 2024 21:05:34 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>Olağan üstü genel kurul toplantısı</h1></header><p><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2024-12/133b20ef80_kazder-news-turkiye.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;" class="image-shadows image-padded" width="766" height="524"></p> <p style="text-align:justify;">26.12.2024 tarihinde Karabük Azerbaycanlılar Dayanışma, Kültür ve Sanat Derneğinin (KAZDER) olağan üstü genel kurul toplantısı yapıldı. Toplantıda ilk önce Bakü-Grozny seferi yapan Azerbaycan Hava Yollarına ait yolcu uçağının Kazakistanın Aktau ketinde düşmesi sonucunda vefat edenler anıldı. Dernek yönetimi adına konuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı Eşgin İSMAYLOV vefat edenlere Allahtan rahmet, acılı ailelerine ve Azerbaycan halkına başsağlığı, yaralılara şifa temennilerinde bulundu. Başveren bu trajedi halkımızın daha da kenetlenmesi ve tek yürek olarak acıyı paylaşmasını bir daha göstermiştir. Olayı ilk andan sıkı şekilde takibe alan cumhurbaşkanımız Sn. İlham ALİYEVİN konuşmasında da bu birliği vurgulamıştır. Kazder üyeleri olarak bizlerde halkımızın bu acısını paylaşıyoruz.</p> <p style="text-align:justify;">Yapılan toplantıda derneğin yeni yönetim kurulu seçildi. Yeni yömetim Karabükte çeşitli nedenlerden ötrü yaşayan Azerbaycanlı kardeşlerimizin her türlü birlik ve beraberlik içinde Kazder bünyesinde birleşmesi için çalışacaklarını vurguladılar. Sonda dernek üyeleri hatıra fotoğrafı çektirdiler.</p> <p style="text-align:justify;">Karabük Azerbaycanlılar Dayanışma, Kültür ve Sanat Derneği (KAZDER) Yönetim kurulu.</p> <div style="text-align:center;"><div class="dleplyrplayer" style="width:100%;max-width:90%;" theme="light"><video title="watch?v=mwzJYi144t0" preload="metadata" controls><source provider="youtube" src="https://www.youtube.com/watch?v=mwzJYi144t0"></video></div></div> <p><br></p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=13</link>
<author>Admin</author>
<category>Bilgiler</category>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 18:57:52 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>Heydar Alirıza oğlu Aliyev</h1></header><p style="text-align:center;"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2024-12/75e3277636_kazder-1.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;"> </p> <p style="text-align:justify;">Haydar Alirıza oğlu Aliyev 10 Mayıs 1923&#96;te Azerbaycan&#96;ın Nahçıvan kentinde doğdu. </p> <p style="text-align:justify;"><span id="more-98606"></span></p> <div style="text-align:justify;">1939 senesinde Nahçıvan Pedagoji Teknik Okulu&#96;nu bitirdikten sonra Azerbaycan Sanayi Enstitüsü&#96;nde (şimdiki adı Azerbaycan Devlet Petrol Akademisi) eğitim gördü. Fakat başlayan savaş nedeniyle eğitimine devam edemedi.</div> <p style="text-align:justify;">Haydar Aliyev 1941 yılından itibaren Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Halk İçişleri Komiserliğinde ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Halk Komiserleri Meclisi&#96;nde Şube Müdürü olarak görev yaptı. Ardından 1944 senesinde çalışmak için devlet güvenlik teşkilatlarına gönderildi. Bu dönemden itibaren devlet güvenlik teşkilatlarında çalışan Haydar Aliyev 1964&#96;ten Azerbaycan SSC Bakanlar Kurulu&#96;na bağlı Devlet Güvenlik Komitesi&#96;nde Başkan Yardımcısı, 1967 yılından itibaren ise Başkan olarak görev yaptı ve Tuğgeneral rütbesine kadar yükseldi. Bu dönemlerde O, Leningrad&#96;da (şimdiki adı Saint Petersburg) özel yüksek öğrenim gördü, 1957 senesinde ise Azerbaycan Devlet Üniversitesi Tarih Bölümünü bitirdi.</p> <p style="text-align:justify;">Haziran 1969&#96;da Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi&#96;nin genel toplantısında Haydar Aliyev, Azerbaycan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri seçilerek cumhuriyetin yönetimini üstlendi. Aralık 1982&#96;de Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro üyeliğine seçilen Haydar Aliyev, SSCB Bakanlar Kurulu Başkanının Birinci Yardımcısı görevine getirildi ve SSCB yöneticilerinden biri oldu. Yirmi yıl SSCB Yüksek Sovyeti&#96;nde milletvekilliği yapan Haydar Aliyev, beş yıl ise SSCB Yüksek Sovyeti Başkan Yardımcısı olarak çalıştı.</p> <p style="text-align:justify;">Haydar Aliyev, 1987 yılının Ekim ayında Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbürosu&#96;nun ve bizzat Genel Sekreter Mihail Gorbaçov&#96;un yürüttüğü politikaları protesto ederek görevlerinden istifa etti.</p> <p style="text-align:justify;">20 Ocak 1990&#96;da Sovyet ordusunun Bakü&#96;de gerçekleştirdiği kanlı facia ile ilgili olarak ertesi gün Moskova&#96;daki Azerbaycan Temsilciliği&#96;ne gelen Haydar Aliyev bir bildiri yayımladı. Bildiride, Azerbaycan halkına karşı işlenen suçun organizatör ve faillerinin cezalandırılmasını talep etti. SSCB üst düzey yöneticilerinin Dağlık Karabağ&#96;da yaşanan olaylarla ilgili ikiyüzlü siyasetini protesto eden Haydar Aliyev, Temmuz 1991&#96;de Sovyetler Birliği Komünist Parti üyeliğinden ayrıldı.</p> <p style="text-align:justify;">Temmuz 1990 yılında Azerbaycan&#96;a dönen Haydar Aliyev önceleri Bakü&#96;de, daha sonra Nahçıvan&#96;da yaşadı, aynı yıl Azerbaycan Yüksek Sovyeti milletvekilliğine seçildi. 1991-1993 yılları arasında Nahçıvan Otonom Cumhuriyeti Yüksek Meclisi&#96;nin Başkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti&#96;nin Başkanı görevlerini yürüttü. 1992 senesinde Yeni Azerbaycan Partisi&#96;nin Nahçıvan&#96;da yapılan kuruluş kongresinde Haydar Aliyev parti başkanı seçildi.</p> <p style="text-align:justify;">1993&#96;te Mayıs-Haziran aylarında hükümet krizinin iyice derinleşmesi nedeniyle ülkede iç savaşın çıkması ve bağımsızlığın kaybedilmesi tehlikesi üzerine Azerbaycan halkı, Haydar Aliyev&#96;in yönetime getirilmesi isteği ile ayaklandı. Dönemin Azerbaycan yöneticileri Haydar Aliyev&#96;i resmi olarak Bakü&#96;ye davet etmek zorunda kaldılar. 15 Haziran 1993 tarihinde Haydar Aliyev, Azerbaycan Yüksek Sovyeti&#96;nin Başkanı seçildi, 24 Temmuz&#96;da ise Milli Meclis&#96;in kararı doğrultusunda Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vekili görevine getirildi. 3 Ekim 1993&#96;te yapılan genel seçimlerin sonucunda Haydar Aliyev, Azerbaycan Cumhuriyeti&#96;nin Cumhurbaşkanı seçildi. 11 Ekim 1998&#96;de halkın etkin katılımıyla yapılan seçimlerde Haydar Aliyev, oyların % 76,1&#96;ini kazanarak bir kez daha Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçildi. 15 Ekim 2003&#96;te yapılan Devlet Başkanlığı seçimlerinde aday gösterilmesini kabul eden Haydar Aliyev, sağlık sorunları nedeniyle seçimlere katılmaktan vazgeçti.</p> <p style="text-align:justify;">Haydar Aliyev bir takım uluslararası ödüllere, çe­şit­­li ülkelerin üniversitelerinin fahri doktora unvanına ve diğer yüksek ödüllere layık görüldü. Dört kez Lenin Nişanı, Kızıl Yıldız Nişanı ve bir­çok ma­dalyalar alan Haydar Aliyev iki kez Sos­yalist Emek Kahramanı ödülünü aldı, birçok yaban­­cı devletin nişan ve madalyalarıyla ödüllendirildi.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan tarihinin otuz yılı aşkın bir dönemi Haydar Aliyev ismi ile kopmaz bağlarla bağlıdır. Bu yıllar zarfında halkın toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşamındakı gelişmelerde hep Haydar Aliyev&#96;in ismi geçer. Haydar Aliyev, yönetimde bulunduğu süre boyunca ülkenin kalkınması için hep uğraştı, onun zengin kültürü, büyük tarihi geçmişi ile her zaman gurur duydu, gelecek kuşaklarının kaderi ile kaygılandı. Onun sayesinde Azerbaycan, bir devlet olarak tarihin zor dönemeçlerinden ve sınavlarından geçti.</p> <p style="text-align:justify;">Seçkin siyaset ve devlet adamı, halkın kayıtsız şartsız lideri olarak bilinen Haydar Aliyev hayatta iken canlı efsaneye dönüştü. Bu yüzden Haydar Aliyev fenomeni her zaman dikkatleri çekti. Dünya Azerbaycanlılarının bu milli liderinin herkesi hayran bırakacak coşkun siyasi faaliyeti gerek ülke, gerekse dünya basınında geniş yankı buldu.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan halkı ulusal devlet düzeninin çökme teh­­li­­kesi ile yüzleştiği ve çok zor günlerini yaşadığı bir dönemde – Haziran 1993’te ısrarla mevcut yö­net­imin değiş­ti­ri­l­me­sini talep etti ve o zamandan itibaren kaderini Haydar Aliyev’in ellerine teslim etti.</p> <p style="text-align:justify;">Halkının sıkıntılı günlerinde onun ısrarlı davetini kabul eden Haydar Aliyev, Azerbaycan&#96;da yeniden siyaset sahnesine geri döndü. Haydar Aliyev&#96;in bu dönüşünü halk büyük umut ve sevinçle karşıladı. Aynı gün Azerbaycan&#96;ın tarihine Milli Kurtuluş günü olarak geçti.</p> <div style="text-align:center;"><div class="dleplyrplayer" style="width:100%;max-width:90%;" theme="light"><video title="watch?v=YmtkL7zrLbw" preload="metadata" controls><source provider="youtube" src="https://www.youtube.com/watch?v=YmtkL7zrLbw"></video></div></div> <p><br></p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=12</link>
<author>Admin</author>
<category>Bilgiler</category>
<pubDate>Thu, 12 Dec 2024 18:44:11 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>Mustafa Kemal Atatürk</h1></header><p style="text-align:center;"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2024-12/0a1d614d9c_kazder-1.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;"></p> <p style="text-align:justify;">1881 yılında, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir ili olan Selanik’te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi, XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına kadar yaşadı.</p> <p style="text-align:justify;">Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı. Babasını küçük yaşta kaybettikten sonra ilkokulu Selanik’te Şemsi Efendi Mektebi’nde okudu. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askerî Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Sabri Bey adına “Kemal”i ilave etti. 1896-1898 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, 13 Mart 1899’da İstanbul’da Harp Okulu’nda öğrenime başladı. 10 Şubat 1902 tarihinde teğmen rütbesiyle mezun oldu. Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle akademiyi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 20 Haziran 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. 13 Ekim 1907’de Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi, Picardie Manevraları’na katıldı.</p> <p style="text-align:justify;">1911’de İtalya’nın Trablusgarp’a asker çıkarması üzerine Tobruk’a gönderildi. Tobruk ve Derne’de Türk kuvvetlerini başarı ile yönettikten sonra binbaşı rütbesiyle 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı’na katıldı; Edirne’yi Bulgaristan’dan geri alan kolorduda görev yaptı. 1913-1915 yıllarında Sofya’da ataşe olarak bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nda, 1915’te 19. Tümen Komutanı olarak Çanakkale Savaşı’na katıldı. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine 1 Haziran 1915’te Albaylığa yükseldi. Gelibolu’da düşman saldırılarını başarı ile durdurdu; “Anafartalar Kahramanı” olarak ün kazandı. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirdi.</p> <p style="text-align:justify;">Çanakkale Savaşları’ndan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus saldırılarını durduran Mustafa Kemal, Bingöl ve Muş’u düşmandan geri aldı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya giderek Alman Genel Karargâhı ve Alman savaş cephelerinde incelemeler yaptı. 1 Eylül 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak amacını gizli tutarak, Ordu Müfettişliği görevi ile İstanbul’dan ayrıldı.</p> <p style="text-align:justify;">Karadeniz yoluyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi’ni yayımladı. Türk milletine, “Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas’ta bir kongre toplanacağını” bildirdi. Ayrıca Osmanlı Hükûmeti’nin verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek, 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da, 4 Eylül 1919’da Sivas’ta toplanan kongrelerinin başkanlığını yaptı.</p> <p style="text-align:justify;">Bu kongrelerde, “Düşman işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir hükûmetin kurulacağı ve bir millî meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği” kararları alındı ve açıklandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), onun çabalarıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da tarihî görevine başladı; Mustafa Kemal, Meclis ve Hükûmet Başkanı seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Osmanlı Hükûmeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması’nı Türk milletinin kabul etmediğini dünyaya duyurdu. TBMM Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.</p> <p style="text-align:justify;">İtilaf Devletleri’nin yardımıyla İzmir’i işgal eden Yunan Kuvvetlerinin ilerlemesi 1921’de Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarıyla durduruldu. 23 Ağustos 1921’de yeniden saldıran Yunan Ordusu bozguna uğratılarak Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Türk Ordusu Sakarya Meydan Savaşı’nı zaferle sonuçlandırdı. 22 gün geceli gündüzlü süren bu savaşta Yunan Ordusu ağır kayıplara uğratıldı. Bu zafer nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal’e “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verildi. Türk Ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922’de karşı saldırıya başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkomutan Meydan Savaşı’nda (30 Ağustos 1922) Türk Ordusu Yunan Ordusu’nun büyük kısmını yok etti. Bozguna uğrayarak kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk Ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi. 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri işgal ettikleri Türk topraklarından çekildi.</p> <p style="text-align:justify;">Kurtuluş Savaşı’nın ardından TBMM tarafından 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edilirken, Mustafa Kemal de oybirliğiyle ilk Cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükûmeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.1938’deki ölümüne dek arka arkaya dört kez cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten cumhurbaşkanı oldu.</p> <p style="text-align:justify;">Mustafa Kemal’e, 24.11.1934 günlü, 2587 sayılı kanunla Atatürk soyadı verildi ve bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandı.</p> <p style="text-align:justify;">Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.</p> <p style="text-align:justify;">Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın etkilerini hafifletmek ve ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacı ile 1933’te Beş Yıllık Sanayi Planı’nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada da önemli adımlar atıldı; Milletler Cemiyeti’ne girilmesi (1932), Balkan Antantı’nın imzalanması (1934), Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936) ve Sadabat Paktı (1937) gibi girişimler Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu. Atatürk, Hatay’ın anavatana katılması için yoğun bir diplomatik çaba sarf etti ve onun bu amacı, vefatının ardından 1939 yılında gerçekleşti.</p> <p style="text-align:justify;">Atatürk, yalnızca Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’nı başarı ile yöneten bir komutan değil, aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimler ile de dâhi bir devlet adamı idi. 57 yıl süren yaşamının büyük kısmında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı ve mutluluğu için yılmadan çalıştı ve girdiği her mücadeleden zaferle çıktı.</p> <p style="text-align:justify;">Özel hayatında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü.</p> <p style="text-align:justify;">Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, cesur ve unutulmaz önderi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu.</p> <p style="text-align:justify;">Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra naaşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.</p> <div style="text-align:center;"><div class="dleplyrplayer" style="width:100%;max-width:90%;" theme="light"><video title="watch?v=_asVDMlJKpI&amp;pp=ygUIQXRhdMO8cms%3D" preload="metadata" controls><source provider="youtube" src="https://www.youtube.com/watch?v=_asVDMlJKpI&amp;pp=ygUIQXRhdMO8cms%3D"></video></div></div> <p><br></p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=5</link>
<author>Admin</author>
<category>Bilgiler</category>
<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 20:27:03 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>Azerbaycan Kültürü ve Tarihi</h1></header><p style="text-align:center;"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2024-11/6fc6a6a9fc_kazder-news.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;border-width:3px;border-style:inset;" class="image-shadows image-padded" width="766" height="524"> </p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan Cumhuriyeti’nin dili Azerice veya Azerbaycan Türkçesi olarak geçmektedir. Azeri halkı sadece Azerice konuşmamakta aynı zamanda Rusça ve Farsça da konuşmaktadırlar. Çeşitli etnik kökenleri aynı bünyede barındırmasından kaynaklı olarak ve coğrafi yapısı nedeniyle dil çeşitliliği boldur. Azerbaycan’ın tarihteki en önemli özelliği; Müslüman ülkeler arasında ilk demokratik ve laik olan yedi bağımsız Türk devletinden biri olmasıdır. Azerbaycan 1918 yılında kurulmuş olsa da 1920 yılında SSCB topraklarına dahil olmuş ve SSCB dağılana kadar da bu topraklarda yaşamaya devam etmişlerdir. SSCB- Azerbaycan 1991 yılına kadar devam eden bu birliktelik Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle bitmiştir.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan’da %96 oranında halk Müslümandır ve genel olarak Şiilik mezhebine bağlıdırlar. Ayrıca Sünni, Zerdüşt, Hıristiyan ve Bahailer dinlerine mahsup insanlar da bulunmaktadır. Azerbaycan’ın kültürel yapısına bakıldığında en göze çarpan özelliği halk oyunu ve halk müzikleridir. Azeri halkından sayısız eser ve çok değerli sanatçılar çıkmış olup dünyaya Azeri müziğinin yayılmasını sağlamışlardır. Hatta yakın tarihimizde 2011 yılında Azerbaycan Eurovision’da ülkesine birincilik kazandırmıştır.</p> <p style="text-align:justify;"><span id="azerbeycan-kulturu-ve-tarihi-nufusu"></span><b>Azerbeycan Kültürü ve Tarihi Nüfusu</b></p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan’ın nüfusu incelendiğinde çeşitli etnik kökenlere rastlamak mümkündür. Özellikle de Azeri halkı ve Türklerden sonra Ermeni, Rus ve Lezgilerden oluşan nüfus içerisinde genç nüfus yoğunluğu bir hayli fazladır. Bu özelliği bakımından Türkiye ile birbirine benzemektedir. Azerbaycan’da genç nüfusun fazla olmasının nedenlerinden biri de Azerbaycan’da genç nüfusun fazla olmasının nedenlerinden biri de Azerbaycan’da üniversite okumaya gelen öğrencilerin fazla olmasıdır.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan dünyanın en kalabalık bölgelerinden biridir ve aynı zamanda kültürel açıdan en çeşitli bölgelerden biridir. Azerbaycan kelimesi, Farsça āzān (nar) kelimesinden türeyen Arapça اَزْن بَرْج kelimesinden türemiştir. İngilizce’de isim genellikle Azerice olarak geçer. Bölgenin Yunanca orijinal adı, o bölgedeki Antakya adlı bir şehirden türeyen ve adını Vedik tanrı Varuna’nın Yunan eşdeğeri olan tanrı Uran’ı temsil eden Yunan tanrısı Antiochus’tan alan Edessa idi. Edessa adı, antik çağlardan beri Azerbaycan’ın başkentine atıfta bulunmak için kullanılmıştır.</p> <p style="text-align:justify;">Tarihsel olarak Azerbaycan, medeniyetlerin kavşağında olmuştur. Aynı zamanda Asya ve Avrupa arasında bir kavşak olmuştur. Yüzyıllar boyunca Azerbaycan’dan Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları da dahil olmak üzere çeşitli imparatorluklar geçti. Bu imparatorluklar bölgenin kültürü ve coğrafyası üzerinde etkilerini bırakmışlardır. Azerbaycan eski çağlardan itibaren de farklı dinlerin kesiştiği bir yer olmuştur. Buna, hem İran’da hem de komşu Azerbaycan’da eski kökleri olan bir din olan Hristiyanlık, Yahudilik, Sünni İslam ve Zerdüştlük dahildir.</p> <p style="text-align:justify;">Bölge çeşitli medeniyetler ve dinler tarafından yönetilmiştir. Eski Yunan kaynakları, günümüz Azerbaycan’ı olduğuna inanılan Atropatene adlı bir eyaletten bahsetmektedir. MÖ 521 baharında III. Darius tarafından kurulan Ahameniş İmparatorluğu, şimdi modern Azerbaycan’ın yanı sıra Gürcistan, Ermenistan ve Türkiye’nin bazı kısımlarını içeriyordu. Seleukos I. Nikator tarafından Büyük İskender’in ölümünün ardından kurulan Seleukos İmparatorluğu, hem günümüz İran’ını hem de komşu Azerbaycan’ı içeriyordu. Bölge daha sonra Gotlar tarafından istila edildiğinde MS 255’e kadar Roma tarafından yönetildi; daha sonra MS 651’e kadar Sasani Pers İmparatorluğu’nun bir parçası oldu. Birkaç yıl sonra günümüz İran’ından gelen Müslümanlar bölgeyi tekrar ele geçirdi. Daha sonra, Araplar ve Sasaniler, I. ve II. Dünya Savaşlarından sonra Avrupalı ​​güçlerin yerini almadan önce birkaç yüzyıl boyunca hüküm sürdüler.</p> <p style="text-align:justify;">Bölge, 1945’te Sovyet Azerbaycan’ın bir parçası oldu ve o zamandan beri sanayileşmeye ve şehirleşmede büyümeye dayalı hızlı bir modernleşme süreci yaşadı. 1991 yılında Sovyet yönetiminden bağımsızlığından bu yana. Azerbaycan doğal güzelliği ve kültürel mirası ile ünlüdür. Hazar Denizi, bir tarafta Rusya, diğer tarafta İran ile iki tarafta Azerbaycan ile sınır komşusudur. Orta Azerbaycan, ormanlar ve çayırlarla kaplı binlerce ada ile süslenmiş birçok göle sahiptir. Baghlugel Gölü, flamingoların yaşadığı bir ada içerir; Lakeregion bol miktarda sazan balığına ev sahipliği yapar; Shahbazagh Gölü’nün altın flamingoları vardır; Urmug Gölü flamingo civcivleri içerir; Abyni Gölü yetişkinleri flamingo içerir; ve Qashatabz Gölü flamingo yumurtalarına ev sahipliği yapıyor. Bakü’deki Dağlık Abşeron Adası, aynı zamanda, sanat ve kültür için canlı bir merkez olarak Sovyet günlerine dayanan çarpıcı bir mimari parça koleksiyonuna sahiptir.</p> <p style="text-align:justify;">Zengin tarihine dayanan Azerbaycan, dünyanın kültürel açıdan en çeşitli yerlerinden biridir. Doğal güzelliği, onu dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin yanı sıra sanatsal ilham için benzersiz yerler arayan film yapımcıları için cazip bir yer haline getiriyor. Tarih boyunca kıtalar ve medeniyetler arasında bir kavşak noktası olan bu bölge, gelecek nesillerin hem yerel hem de küresel olarak önemini anlamalarına devam edecek kalıcı bir çekiciliği koruyor!</p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=4</link>
<author>Admin</author>
<category>Bilgiler</category>
<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 18:58:12 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>En eski çağlardan 20. yüzyilin başlarina kadar</h1></header><p style="text-align:center;"><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2024-11/bc7373a0af_kazder-news-aze.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;border-width:3px;border-style:inset;" class="image-shadows image-padded" width="766" height="524"> </p> <p style="text-align:justify;">20. yüzyılın sonunda bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan halkı, kadim ve zengin bir devletçilik tarihine sahiptir.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan’ın tarihi toprakları, modern uygarlığın gelişmeye başladığı en eski kültür merkezlerinden biridir. Azıkh, Taglar, Damcili, Daşsalahlı, Gezme mağaralarında ve ayrıca 300-400 bin yıl önce yaşamış eski bir adamın çene kemiği de dahil olmak üzere diğer anıtlarda bulunan arkeolojik buluntular – Azıkh man (Azikhanthropus), bu toprakların olduğunu kanıtlıyor. dünyanın en eski insan yerleşimlerinden biri..</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycanlılar aynı zamanda dünyanın en eski devlet geleneğine sahip milletlerinden biridir. Azerbaycan topraklarında tarihi devletçilik gelenekleri yaklaşık 5 bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Azerbaycan topraklarında MÖ 4. binyılın sonundan MÖ 3. binyılın başlarına kadar ilk devlet kurumları veya etnik-siyasi dernekler kuruldu.</p> <p style="text-align:justify;">MÖ 1. binyılın başında ve çağımızın 1. binyılında Azerbaycan topraklarında Manna, Midia, Atropatena, Arnavutluk gibi güçlü devletler vardı.</p> <p style="text-align:justify;">Manna devleti, sadece Azerbaycan’ın değil, dünyanın devlet kültür tarihinde de önemli bir yer tutar. Manna, tüm bölgede meydana gelen askeri ve siyasi olaylarla yakından ilgilendi ve Azerbaycan topraklarını ele geçirmeye çalışan güçlü komşuları Asur ve Urartu devletlerine karşı savaştı.</p> <p style="text-align:justify;">8. yüzyılın sonundan 7. yüzyılın başına kadar Kimmerler ve İskitler ile İskitler ve İskitler Azerbaycan’ın askeri ve siyasi tarihinde önemli bir rol oynamaya başladılar.</p> <p style="text-align:justify;">Daha sonraki zamanlarda, ne Ahameniş-İran imparatorluğunun uzun işgal rejimi ne de Büyük İskender’in seferleri Azerbaycan’ın eski devlet yönetimi kültürünü yok edemedi. Büyük İskender’in ölümünden hemen sonra Azerbaycan devleti yeniden canlandı. Ülkemizin kuzeyinde Atropatena ve Arnavutluk eyaletleri oluşmuştur.</p> <p style="text-align:justify;">Çağımızın başında ülkemiz tarihinin en zor dönemlerinden biriyle karşı karşıya kaldı: Azerbaycan 3. yüzyılda Sasani-İran imparatorluğu, 7. yüzyılda Arap halifeliği tarafından işgal edildi. İşgalciler, İran konuşan ve Arap kökenli büyük bir nüfusu ülkeye taşıdı. Yeni nüfus önemli askeri-stratejik öneme sahip yerlere ve en verimli topraklara yerleştirildi ve onlara geniş ayrıcalıklar verildi. Ancak bütün bunlar Azerbaycan’ın eski devletçilik geleneklerini yok edemedi ve Azerbaycan halkının oluşum süreci devam etti. Uzun tarihi süreçte Azerbaycan’ın bu imparatorlukların bir parçası olması sonucunda ülkenin tüm bölgeleri arasındaki iç ilişkiler, her şeyden önce ticari ilişkiler genişlemiştir. Azerbaycan’ın kuzeyi ile güneyi, doğusu ile batısı arasındaki etnik-siyasi ve kültürel birlik yolunda önemli mesafe kat edildi.</p> <p style="text-align:justify;">Halifeliğin yıkılmasından sonra – 9. yüzyılın ortalarından itibaren Azerbaycan’ın eski devlet gelenekleri yeniden canlandı: Azerbaycan topraklarında Sajiler, Şirvanşahlar, Salarisler, Ravvadiler ve Şaddadiler devletleri kuruldu. Siyasi, ekonomik ve kültürel hayatın her alanında bir uyanış yaşandı. 600 yıla kadar süren Sasani ve Arap köleliğinden sonra yerel devletlerin kurulması ve İslam’ın tüm ülkeye yayılması Azerbaycan’ın daha da gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak Arap hilafetinin yıkılmasından sonra ortaya çıkan devletlerin hiçbiri uzun bir tarihi süreçte Azerbaycan topraklarının tamamını kapsayan tek, istikrarlı, güçlü bir devlet haline gelemedi ve kalıcı siyasi istikrar sağlanamadı.</p> <p style="text-align:justify;">Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra güçlenen Şirvanşahlar ve Eldenizlerin devletleri, Azerbaycan halkının devletçilik geleneklerinin devam etmesinde ve daha da gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Yakın ve Orta Doğu’nun en güçlü devleti haline gelen Azerbaycan’ın Eldeniz devleti, milletimizin etno-siyasi tarihinde özel bir ağırlığa sahiptir. Azerbaycan’ın rönesansı Kağan, Nizami, Ajami zirvesine yükseldi.</p> <p style="text-align:justify;">15.-18. yüzyıllarda Azerbaycan’ın devlet kültürü zenginleşti. Bu dönemde Doğu’nun Karagoyunlu, Akkoyunlu ve Safevi devletleri doğrudan Azerbaycan hanedanları tarafından yönetiliyordu. Bu önemli faktör, devletin iç ve uluslararası ilişkilerine olumlu etki etmiş, Azerbaycan dilinin askeri ve siyasi etki alanını, faaliyet alanını genişletmiş, Azerbaycan’ın maddi ve manevi kültürünün daha da gelişmesi için elverişli koşullar yaratmıştır. insanlar.</p> <p style="text-align:justify;">15. yüzyılın sonu – 16. yüzyılın başlarında, Azerbaycan devleti tarihi evriminde yeni bir aşamaya girdi. Uzun Hasan’ın torunu, tanınmış bir devlet adamı olan Şah İsmail Hatai, tüm Azerbaycan topraklarını kendi yönetimi altında birleştirmeyi başardı. Başkenti Tebriz olan tek, merkezi bir Azerbaycan devleti – Safevi devleti kuruldu. Safeviler döneminde Azerbaycan’da devlet yönetimi kültürü daha da arttı. Şah İsmail, Şah Tahmasib, Şah Abbas ve diğer Safevi hükümdarlarının faaliyetleri, başarılı iç ve dış politikaları sonucunda Safevi devleti kısa bir süre sonra Yakın ve Ortadoğu’nun en güçlü imparatorluklarından biri haline gelmiştir. zaman aralığı.</p> <p style="text-align:justify;">Safevi devletinin yıkılmasından sonra iktidara gelen önde gelen Azerbaycan generali Nadir Şah (1736-1747), eski Safevi imparatorluğunun sınırlarını daha da genişletti. Bu büyük hükümdar 1739’da Delhi dahil Kuzey Hindistan’ı fethetti. Ancak, bu geniş alanda güçlü bir merkezi devlet yaratma planları gerçekleşmedi. Nadir Şah’ın ölümünden sonra, onun tarafından yönetilen geniş imparatorluk çöktü.</p> <p style="text-align:justify;">Böylece 18. yüzyılın ikinci yarısında Azerbaycan küçük devletlere – hanlıklar ve saltanatlar – bölündü. Ülkenin askeri ve siyasi gerileme dönemi başladı. Azerbaycan’ın eski devletçilik geleneklerini korumaya çalışan tek tek hanlar, tüm ülkeyi tek bir devlet çerçevesinde yeniden birleştirmeye çalışsa da sonuç vermedi. Siyasi parçalanma derinleşti. Bununla birlikte Azerbaycan’ı işgal etmeye çalışan yabancı saldırganların eline çok uygun bir fırsat geçmiş oldu.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan iki büyük güç arasındaki kanlı savaşların arenası oldu. Gülistan (1813) ve Türkmençay (1828) anlaşmalarına göre Azerbaycan toprakları iki imparatorluğa bölündü: Azerbaycan’ın kuzeyi Rusya’ya, güneyi ise Kaçarlar tarafından yönetilen İran krallığına aitti.</p> <p style="text-align:justify;">Yine de vatansever insanların ve önde gelen aydınların faaliyetleri sayesinde Azerbaycan halkının manevi gelişimi sağlanmış, tarihi hafızası ve milli kültürü korunmuştur.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan aydınlanma hareketi tarihimizin en önemli dönemlerinden birini oluşturmuştur. Azerbaycan halkının kültürel ve siyasi canlanmasında bu aşamanın rolü yeri doldurulamaz.</p> <p style="text-align:justify;"><b>İLK CUMHURİYET: AZERBAYCAN HALK CUMHURİYETİ (1918-1920)</b></p> <p style="text-align:justify;">28 Mayıs 1918’de Müslüman Doğu’nun ilk demokratik parlamenter cumhuriyeti – Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti – ilan edildi. Yeni kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, üstlendiği zorlu tarihi görevi, imkanları ölçüsünde çalışarak onurlu bir şekilde yerine getirdi. Azerbaycan’da bağımsız, demokratik devlet inşası alanında ciddi tedbirler alınmış, ilk parlamento ve hükümet, devlet aygıtı, yönetim kurumları oluşturulmuş, ülkenin sınırları belirlenmiş, kısa sürede savaşma kabiliyeti yüksek askeri birlikler oluşturulmuştur. zaman, toprak bütünlüğü ve milli güvenliğin sağlanması için önemli çalışmalar yapılmış, devletin bayrağı, marşı ve arması kabul edilmiş, ana dili devlet dili ilan edilmiş, eğitim ve kültürün geliştirilmesine özel önem verilmiş, insanlar,</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurulduğu ilk günlerden itibaren halkın gücü ve halkın eşitliği ilkelerine dayalı olarak ülkenin tüm vatandaşlarına eşit haklar vererek ırk, milliyet, din ve sınıf eşitsizliğini ortadan kaldırmıştır. Azerbaycan’da ilk kez Doğu’da ve bazı Avrupa ülkelerinden çok önce kadınlara oy hakkı verildi.</p> <p style="text-align:justify;">Ne yazık ki Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ilk kararlarından biri, Ermeni askeri birliklerinin Batum’a karşı etnik temizlik politikası çerçevesinde, Batum görüşmeleri sonucunda varılan uzlaşma seçeneğine dayanarak Erivan’ı başkent olarak Ermenistan’a vermek olmuştur. Azeriler ve topraklar kendilerine devlet kurma iddiasındadır. Bu büyük tarihsel hata, Azerbaycan halkının hayatında daha fazla trajediye ve Ermenilerin sürekli genişlemesine yol açtı.</p> <p style="text-align:justify;">7 Aralık 1918 günü saat 13:00’te HZ Tağiyev’in kız okulu binasında (şu anda Muhammed Fuzuli’nin adını taşıyan El Yazmaları Enstitüsü’nün bulunduğu bina) Azerbaycan Meclisi’nin törenle açılışı yapılmıştır. O zamanın en ilerici, demokratik ilkeleri temelinde oluşturulmuş, tüm Müslüman Doğu’daki ilk yasama organıydı. Cumhuriyet Meclisi’nin faaliyetinin bir buçuk yılında kabul ettiği kanunlar, millî devletin bağımsızlığının pekişmesine, siyasî ve iktisadî kalkınmaya, kültür ve eğitim alanlarında hızlı ilerlemeye olanak sağlamıştır.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan Halk Cumhuriyeti her zaman barışçıl bir siyaset izlemiş, bütün devletlerle karşılıklı işbirliği ilişkileri kurmaya ve birbirlerinin haklarına saygı ilkelerine dayalı ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Halk Cumhuriyeti’nin faaliyetleri sayesinde Azerbaycan’ın uluslararası hukukun öznesi haline gelmesi, Nisan 1920’deki Bolşevik işgalinden sonra bir devlet olarak dünya siyasi haritasından çıkarılmasını engelledi.</p> <p style="text-align:justify;"><b>İKİNCİ CUMHURİYET: SOVYET YÖNETİMİ DÖNEMİNDE AZERBAYCAN (1920-1991)</b></p> <p style="text-align:justify;">28 Nisan 1920’de Azerbaycan, Bolşevik Rusya tarafından işgal edildi. Sovyet yönetimi sırasında Azerbaycan devleti zorlu sınavlardan geçti. 1920-1922’de Azerbaycan’ın uluslararası toplum tarafından zaten tanınan fiili bağımsızlığı resmen kısmen korunmuştur. Mart 1922’de Güney Kafkasya’nın üç cumhuriyeti (Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan) tek bir devlet – Transkafkasya Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Federatif Birliği (USSRFI) çerçevesinde birleştirildi ve böylece resmi bağımsızlık tamamen ortadan kaldırıldı.</p> <p style="text-align:justify;">Sovyetler Birliği döneminde Zengezur, Göyça, Nahçıvan’ın bir kısmı ve diğer bölgeler Azerbaycan’dan alınarak Ermenistan’a katıldı. Sonuç olarak Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti döneminde 114 bin kilometrekare olan ülke toprakları 86.6 bin kilometrekareye düşürüldü. Ayrıca 7 Temmuz 1923’te Bolşevik liderlerin girişimiyle Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti kuruldu. Bu karar, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarından ayrılmasına yönelik ilk adım oldu.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan’da Sovyet yönetimine karşı direniş, sürgünler ve baskılarla acımasızca karşılandı. 1937 baskıları sırasında Sovyet hükümetiyle uzlaşmayan Azerbaycan halkının önde gelen aydınlarının çoğu çeşitli bahanelerle tutuklanarak Sibirya’ya ve Kazakistan bozkırlarına sürgüne gönderildi ve birçoğu kurşuna dizildi.</p> <p style="text-align:justify;">İkinci Dünya Savaşı sırasında Azerbaycan halkı büyük fedakarlıklar yaptı, Azerbaycan tümenleri Kafkasya’dan Berlin’e kadar şanlı bir savaş verdi. Faşizme karşı zafer kazanılmasında Bakü petrolü önemli bir rol oynadı.</p> <p style="text-align:justify;">14 Temmuz 1969’da Haydar Aliyev’in cumhuriyetin liderliğine gelmesi, Azerbaycan’ın karşı karşıya olduğu birçok kader sorununa net cevaplar bulmak ve bunları sırayla çözmek açısından tarihi bir olaydı.</p> <p style="text-align:justify;">1970’lerin başında ve 1980’lerin başında, çok sayıda sanayi kuruluşunun ve o dönemin en modern teknolojilerine dayalı üretim alanlarının oluşturulması da dahil olmak üzere, cumhuriyet ekonomisini geliştirmek için uygulanan geniş çaplı önlemler, ekonomik altyapıyı kökten değiştirmiş ve bir tarım cumhuriyetinden daha sanayi yönelimli bir cumhuriyete dönüşümü. .</p> <p style="text-align:justify;">Böylece, tüm yoksunluklara rağmen, özellikle 1969-1982 yıllarında Sovyet egemenliği yıllarında elde edilen büyük potansiyel, 20. yüzyılın sonunda bağımsızlığını yeniden kazanan devletimiz için çok gerekli hale geldi.</p> <p style="text-align:justify;"><b>ÜÇÜNCÜ CUMHURİYET: AZERBAYCAN CUMHURİYETİ</b></p> <p style="text-align:justify;">18 Ekim 1991’de Azerbaycan kendisini Halk Cumhuriyeti’nin siyasi ve yasal halefi ilan etti ve eski devlet geleneklerine bağlılığını gösterdi. Kısa bir süre sonra Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin devlet sembolleri restore edildi.</p> <p style="text-align:justify;">Halkın iradesiyle bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti çok karmaşık koşullarda faaliyet göstermeye başlamıştır. Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırganlığının artması, iç iktidar çekişmeleri ve ekonominin çökmesi ülkeyi büyük ölçüde zayıflattı. Azerbaycan-Müsavat Halk Cephesi’nin gücü, yarım yamalak faaliyetiyle ülkeyi parçalanma noktasına getirdi.</p> <p style="text-align:justify;">Ulusal lider Haydar Aliyev’in 1993 yılında halkın talebi üzerine iktidara gelmesiyle durum değişmeye başladı. 15 Haziran 1993’te Haydar Aliyev, Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti’nin başkanlığına seçildi. O gün tarihimize Ulusal Kurtuluş Günü olarak girdi. 23 Haziran’da Milli Meclis, cumhurbaşkanlığı yetkilerini Yüksek Sovyet Başkanı Haydar Aliyev’e devretti.</p> <p style="text-align:justify;">Halk, liderleri Haydar Aliyev’in etrafında daha sıkı birleşti. 3 Ekim 1993’te Haydar Aliyev Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçildi. Bağımsız bir devletin inşası, güvenliğinin sağlanması, toprak bütünlüğü, ekonomik düzelme, demokratik kalkınma, Azerbaycan’ın uluslararası ilişkilerinin tesisi ve dünya toplumuyla bütünleşmesi Haydar Aliyev’in ulusal kalkınma stratejisinin ana hatlarını oluşturdu.</p> <p style="text-align:justify;">Haydar Aliyev’in kurtarma misyonu sayesinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet bağımsızlığı korunmuş ve milli liderin iktidarda olduğu 1993-2003 yılları Azerbaycan tarihine köklü reformlar dönemi olarak girmiştir.</p> <p style="text-align:justify;">2003, 2008, 2013 ve 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları bu desteğin açık örnekleridir. Halk-güç birliği, bağımsız Azerbaycan’ın kalkınmasının ana faktörüdür.</p> <p style="text-align:justify;">Bugün adı dünyanın en rekabetçi ülkeleri arasında yer alan Azerbaycan’ın ortaklarıyla birlikte hayata geçirdiği devasa projeler, Avrasya’nın enerji ve ulaşım haritasını değiştirdi.</p> <p style="text-align:justify;">Zengin bir devlet mirasına sahip olan Azerbaycan halkı, şanlı geçmişiyle gurur duymakta, kazandığı ve koruduğu özgürlüğünü gözbebeği olarak görmekte, tarihi bir başarı olarak görmekte ve her türlü çabayı göstermeye hazır olduğunu göstermektedir. Ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğü uğruna fedakarlıklar.</p> <p style="text-align:justify;">Başkomutan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde 2020 yılında Azerbaycan’ın büyük Zaferi ile sonuçlanan 44 günlük Vatanseverlik Savaşı, bu kararlılık ve iradeyi, tarihi mirasa ve kültüre sonsuz bağlılığı net bir şekilde yansıtmaktadır.</p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;">Bugün Azerbaycan Cumhuriyeti toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmiş bir devlet olarak tarihinin en büyük yeniden inşa ve geri dönüş dönemini yaşıyor.</p> <p><br></p>]]></turbo:content>
</item><item turbo="true">
<turbo:extendedHtml>true</turbo:extendedHtml>
<link>http://kazder.org/index.php?newsid=1</link>
<author>Admin</author>
<category>Bilgiler</category>
<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 15:43:55 +0300</pubDate>
<turbo:content><![CDATA[<header><h1>8 Kasım zafer gününün anlamı ve derinliği</h1></header><p><img src="http://kazder.org/uploads/posts/2024-11/60905f784b_kazder-news-8.webp" alt="" style="display:block;margin-left:auto;margin-right:auto;border-width:3px;border-style:inset;" class="image-shadows image-padded" width="766" height="524"></p> <p style="text-align:center;"> </p> <p style="text-align:justify;">8 Kasım, Zafer Günümüz: geçmiş beklentilerimizin ışık bulmuş hali olarak özel bir gündür. Bizim kuşağımız, doksanlı yıllarda “Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık!” diyerek meydanlarda yürürken büyüdü. O yürüyüşlerimizde, komşumuz olan Ermenilere karşıtlığımızdan ziyade, nenelerimiz ve dedelerimizin anlattığı Ermeni çetelerinin zulümleri bizleri diri tuttu. Haykırışlarımız, ceddimize olan hürmetimizin bir yansımasıydı.</p> <p style="text-align:justify;">Ermenistan’ın toprak işgaline direnen Azerbaycan’da, cephedeki askere moral vermek amacıyla namıdiğer Ozan Arif tarafından seslendirilen “Ya Karabağ ya ölüm” şiiri, o zamanlar marşımız gibiydi. Bazı çocukluk arkadaşlarımız, Pionner Osman’ın sadık müşterileri olarak 85’lik hoparlörlerin yüksek baslı, Bol tiz veren ses sistemleriyle teknolojik donanımlı hale getirilen Doğan SLX marka araçlarının camlarını açarak, sokakları bu marşla coşkuyla arşınlarlardı. Kendileri araçlarında dinlerken, bize ve millete de dinletiyorlardı.</p> <p style="text-align:justify;">Şükürler olsun ki, Karabağ özgürlüğüne kavuştu. 2783 şehidimiz, “Ya Karabağ ya ölüm, başka yolu yok artık” hakikatiyle hakka yürüdü. Bizler de tek millet olarak, sadece Şuşa’da yetişen Har-i Bülbül Çiçeği’ni (Xarı Bülbül) şehitlerimizin hatırasına nişan yaptık. Mevlitler okutarak kahramanlarımızı rahmet ve minnetle yad ettik. Her “karabağ” da, belki de her “kara” deyişte yeniden ve daima anmaya devam edeceğiz.</p> <p style="text-align:justify;">Parmaklarım bu cümleleri sizlere ulaştırmak için hareket ederken, Azerbaycan’ın Mehmet Akif’i olarak bildiğimiz Ahmed Cavad’ın, “Çırpınırdın Karadeniz, Bakıp Türk’ün Bayrağına” şiirini dinleyerek hislendiğimi de paylaşmak isterim. Biz tek millet, iki devlet olmaktan da öte; kardeşlikten de öte, yürekdaş bir milletiz.</p> <p style="text-align:justify;">Bizim anılarımıza hürmeten 10 Kasım günü yerine 8 Kasım gününü zafer ilan eden Azerbaycan’da; Xarı Çiçeği, Karabağ’ın özgürlüğünün nişanı oldu. Geçmişte de laleler bir nişan olmuş ve şiirlere nakışlanmıştı.</p> <p style="text-align:justify;">1918 yılında Rus-Ermeni-İngiliz ittifakı ile katliama maruz kalan Azerbaycan Türklerine yardıma giden Türk askerlerini lalelere benzeten Azerbaycanlı şair Telman Hacıyev’in şiirini hatırlar mısınız?</p> <p style="text-align:center;"><br><i>“Meylim üzündeki gara haldadır,</i><br><i>Hicranın elaci ilk vüsaldadır.</i><br><i>Ne vahdır aşığın gözü yoldadır,</i><br><i>Bir gonağgelesiz bize laleler.”</i></p> <p style="text-align:justify;">Telman Hacıyev’in “Laleler” şiirini yazmasına neden olan olaylar; Ermenilerin ve Rusların Bakü’de ve Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde masum sivil Türklere karşı başlattıkları katliamlardan kaynaklanmaktadır. Mehmet Emin Resulzade Osmanlı devletinden yardım talep etmiş ve talebine Hızır gibi yetişilmiştir.</p> <p style="text-align:justify;">Padişahın talimatıyla Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan’a sefere çıkmıştır. Gence’de Ermenilerle karşılaşarak, çıkan çatışmaların ardından Ermeniler teslim olmuş ve Gence, Ermeni zulmünden kurtarılmıştır.</p> <p style="text-align:justify;">Bu toprağın çocuklarından Telman Hacıyev’in “Laleler” şiirini, Ahmed Cevad’ın “Çırpınırdın Karadeniz” eserini silmek mümkün müdür?</p> <p style="text-align:justify;">Fakat ne olduysa, bir dönem geldi ve birileri “Hepimiz Ermeniyiz!” diye meydanları doldurdu. Şaşırmıştım…</p> <p style="text-align:justify;">Türk olmanın, bir olmanın ve bu cennet için kan ve ter dökmenin onur ve haysiyetini nasıl olur da unuturduk. Bize bunu nasıl unuttururlardı? Çıldırırdı Karadeniz türküleri, laleleri solardı memleketin. Neyse ki bu şarlatanlıkların üstesinden de geldi aziz milletimiz.</p> <p style="text-align:justify;">Şimdi ozanlar, şairler, bestekarlar… hasılı tüm sanat ustalarımız, iftiharla tarihe not düşsünler eserleriyle… Karabağ desinler, Har-i Bülbül desinler, yeniden aşk desinler ve daima vatan desinler.</p> <p style="text-align:justify;">Bugün manalı bir gün ve 8 Kasım, Karabağ Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla, bizler de “Ne mutlu Türküm diyene!” diyelim.</p> <p style="text-align:justify;"><b>“Azerbaycan’da 8 Kasım Zafer Günü ve Tarihî Arka Planı”</b></p> <p style="text-align:justify;">8 Kasım, Azerbaycan’da “Zafer Günü” olarak kutlanmakta olup, İkinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ın kazandığı bir zaferi yani tarihî Şuşa şehrini Ermeni işgalinden kurtardığı günü simgelemektedir. İkinci Karabağ Savaşı, 27 Eylül 2020’de başlayıp 44 gün süren bir mücadele olarak Azerbaycan’ın avantajıyla sonuçlanmış ve özellikle Şuşa’nın kurtarılması bu sürecin kırılma noktalarından birini ortaya çıkarmıştır.</p> <p style="text-align:justify;">Zafer Günü’nün Azerbaycan’da her yıl 8 Kasım’da kutlanması, tarihi bir olayın anılması ötesinde, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne ve kültürel varlığına olan bağlılığının simgesi olarak görülmektedir. Bugün, Azerbaycan için bir dönüm noktası olup, halkın birliğini ve dayanışmasını pekiştiren bir millî bayram niteliğindedir. Azerbaycan’ın Karabağ üzerindeki tarihî hak iddialarını uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde dile getirme imkânı sağlayan bu zafer, hem bölgesel hem de küresel düzeyde dikkat çekmiş ve güncel jeopolitik gelişmelerde etkisini göstermiştir.</p> <p style="text-align:justify;">Bu zafer, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü sağlamada gösterdiği kararlılığı ve ulusal kimliğinin derin bağlılığını ortaya koyarken, aynı zamanda Karabağ’ın tarihi ve kültürel mirasının korunmasına olan bağlılığını da gözler önüne sermektedir.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan’ın uluslararası alanda güçlenmesi, Ermenistan ile olan sınır anlaşmazlıklarının çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.</p> <p style="text-align:justify;">Sonuç olarak, 8 Kasım Zafer Günü, Azerbaycan’ın milli birlik ve dayanışmasını pekiştiren, tarihi bir dönüm noktası olarak anılmakta ve Türk Dünyası’nın geleceği açısından da büyük bir anlam taşımaktadır.</p> <p style="text-align:justify;"><b>“Zaferimizin simgesi ‘Hari Bülbül’ nedir?”</b></p> <p style="text-align:justify;">Hari Bülbül (veya Kharibulbul), Azerbaycan’da, özellikle Karabağ bölgesinde yetişen nadir ve simgesel bir çiçek türüdür. Bilimsel adı Ophrys caucasica olan bu çiçek, daha çok Şuşa çevrelerinde yetişmektedir. Bu çiçek, Azerbaycan ve özellikle Karabağ halkı için büyük kültürel ve sembolik bir değere sahiptir. Karabağ’ın uzun süre işgal altında kaldığı dönemde Hari Bülbül, Azerbaycan Türkleri için zaferin, yeniden doğuşun ve ulusal birliğin simgesi haline gelmiştir.</p> <p style="text-align:justify;"><b>"Karabağ Zaferi: Birlik ve Kardeşliğin Simgesi"</b></p> <p style="text-align:justify;">Ayrıca, Hari Bülbül Çiçek Festivali, Karabağ’ın kurtuluşu sonrasında Şuşa’da düzenlenen önemli bir etkinliktir. Bu festival, bu çiçeğin kültürel mirasını, doğallığını ve halk için ifade ettiği derin bayramı kutlamak amacıyla yapılmaktadır. Festival, Azerbaycan’ın Karabağ’a ve kültürel oluşumuna olan bağlılığını yansıtarak varlığını sürdürmekte ve bu çiçeğin sembolize ettiği umudu, dayanışmayı ve ulusal birliği gözler önüne sermektedir.</p> <p style="text-align:justify;">Bu zafer, 27 Eylül 2020'de başlayan ve 44 gün süren askeri harekâtı sonucu elde edilmiştir.</p> <p style="text-align:justify;">Azerbaycan’ın vatan muharebesi olarak duyurduğu 2. Karabağ Savaşı, 10 Kasım 2020'de Ermenistan’ın yenilgisini kabul eden bildiriye imza atmasıyla sona erdi.</p> <p style="text-align:justify;"><b>“10 Kasım Yerine 8 Kasım Duyarlılığı: Zaferin Anılması ve Anma Geleneği”</b></p> <p style="text-align:justify;">Her ne kadar zafer, 10 Kasım 2020 tarihinde kazanılmış olsa da, kutlamalar Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat kutlamasına denk gelmesi nedeniyle, 10 Kasım yerine 8 Kasım günü belirlendi. Bu iki tarihin ayrı ayrı kutlanması, her iki Türk ülkesinin kendi tarihi ve kültürel bağlarına sahip olduğu saygıyı ve bağlılığı yansıtmaktadır.</p> <p style="text-align:justify;">Bu bağlamda, 8 Kasım'ın zafer günü olarak kutlanması, Azerbaycan'ın ulusal birlik ve dayanışmasını güçlendirmekte ve Karabağ'ın tarihi ile kültürel mirasını yeniden ihya etmeyi amaçlamaktadır.</p> <p style="text-align:justify;">Bu kutlamalar, Karabağ'ın kurtuluşunun doğurduğu sıra zafer coşkusunu paylaşmanın yanı, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarını da güçlendiriyor. Azerbaycan'ın Karabağ'daki zaferi, uluslararası platformda da derin yankılar uyandırmış ve bölgesel jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirmiştir.</p> <p class="MsoNormal" style="text-align:justify;">Bu nedenle, 8 Kasım'ın zafer günü olarak kutlanması, geçmişin derin izlerini içeren bir tarih kesitinin yanı sıra, geleceğe yönelik umut dolu bir vizyon olarak hafızalarımıza kazınmıştır.</p> <p><br></p>]]></turbo:content>
</item></channel></rss>